|
Arkeoloji Müzesi'nden çıktıktan sonra
Gülhane Parkı girişiyle yılkın Topkapı Sarayı ana
girişini birleştiren Soğukçeşme Sokağına girmezi
öneririz. Birbirine bitişik ve Topkapı Sarayı duvarına
yaslanan evleriyle ilgili çeken sokak 1980'li yıl da
Turing taralından restore edil Otel olarak kullanılan
evlerin yanı sıra sokakta, yine bir Turing işletmesi
Sarnıç Restoran ile Turing'in unutulmaz Genel Müdürü
Çelik Gülersoy'un İstanbul Kitapları koleksiyonunu
bağışlamasıyla temelleri atılan İstanbul Kitaplığı
görülebilir. Soğukçeşme Sokağı
İstanbul'un Sultanahmet semtinde yer alan, üzerinde
tarihsel evlerin bulunduğu küçük bir sokaktır. Ayasofya
Müzesi ve Topkapı Sarayı arasında yer alan bu sokak
trafiğe kapalıdır. Soğukçeşme Sokağı adını yine bu
sokakta bulunan, III. Selim dönemine ait 1800 tarihli
mermer bir Türk Çeşmesinden almıştır.
Sokağın Tanımı: Eminönü'nde, Ayasofya Cami ile Topkapı
Sarayı arasındaki sur-ı Sultani’ye yaslanmış olan 12
evle, 1 Roma sarnıcının yer aldığı bir sokaktır.
Soğukçeşme Sokağı erken dönem bir Bizans su sarnıcı ile
yakın zamanlarda ortaya çıkarılan, biri zemine daha |
|
yakın, diğeri daha aşağı katta iki
sarnıç, sur duvarı, Ayasofya’nın cami olarak
kullanıldığı dönemden kalma Osmanlı yapısı iki anıtsal
kapı, sokağa adını veren tarihi çeşme, konak hamamı,
Naziki tekkesi Şeyhinin konağı, cumbalı ahşap evler
biçimde zaman içinde oluşmuştur.
Çeşmenin bugünkü durumu bu şekildedir. Çeşme tamamen
yenilenmiş, eski kapının iki tarafına birer kapı daha
açılmıştır. Burası Gülhane Parkı'nın girişidir. Yol çok
dar olduğu için, evler Topkapı Sarayı’nın duvarlarına
yapışık olarak inşa edilmişleridir. Yolun sol tarafında,
Ayasofya’nın önce kocaman binası, sonra bahçesi yer
alır, sağ taraftaki yüksek saray duvarının önüne de bu
dizi tarihi evler sıralanmıştır. İstanbul’un bütün
özelliklerini taşıyan, bu cumbalı, kafesli evlerin
kimisi iki kimisi üç katlıdır. Soğukçeşme Sokağı, doğu
ucundaki Ayasofya’nın rokoko üslubundaki kuzeydoğu
kapısı ve biraz daha ötedeki Bab-ı Hümayun'la
vurgulanır. Bab-ı Hümayun'un batısında, Topkapı sarayın
önündeki büyük açık alanda yer alan 18. yüzyıl barok III.
Ahmet Çeşmesi, Soğukçeşme Sokağı'nın başını daha da iyi
tanımlar. Sokağın batı ucunu, padişahların geçit
törenlerini denetlediği, Osmanlı baroğu üslubundeki
küçük, çokgen bir pavyon olan Alay Köşkü tanımlar.
Sokağa ismini hemen oradaki, 1800’e tarihlenen Soğuk
Çeşme verir. Son kazılar, sokağın güney ucunun
yakınında, olasılıkla Ayasofya’nın kendisi kadar eski
bir Bizans sarnıcını ortaya çıkarmıştır. Ayasofya’nın
kuzey doğu kapısına bakan yapının içerisindeki Naziki
Tekkesi, Soğukçeşme Sokağı’nın sosyokültürel önemine
katkıda bulunmuştu.
Tarihçe: Soğukçeşme Sokağının ilk kez 18. yüzyılda
biçimlendiği tahmin edilebilir. Bu düşünceyi doğrulayan
iki kanıttan biri, bugün İstanbul Kitaplığı olarak
yeniden inşa edilmiş olan en büyük parsele sahip evin
tapusuna ait araştırmada, 18 Şaban 1198 (7 Temmuz 1784)
tarihli eski bir alım satım belgesinin bulunmasıdır.
İkinci kanıt, sarnıç cephesine monte edilen ve sokağa
adını veren çeşmenin yazıtının 1800 tarihini
taşımasıdır. Burada tarihi 18. yüzyıldan daha eskiye
giden bir yerleşim olsaydı, bir su hayratının da önceden
yapılacak olduğu kabul edilebilir.
1840’lı yıllarda Ayasofya’yı restore etmiş olan İtalyan
asıllı İsveçli mimar Fossatini'nin, Sultan Abdülmecid'e
sunduğu albümde yer alan bir litografyası var. Hem mimar
hem ressam olan sanatçının Ayasofya minaresinden yaptığı
bir resimde sur önünde yer alan evler görülüyordu.
1840'lı yıllarda Ayasofya'yı restore etmiş olan
Fossatini'nin, Sultan Abdülmecid'e sunduğu albümde yer
alan bir litografyası vardır. Hem mimar hem ressam olan
sanatçının Ayasofya minaresinden yaptığı bir resimde sur
önünde yer alan evler görülüyordu.
Burada oturan nüfus, karşıdaki Ayasofya ve arkadaki
Topkapı Sarayı ile ilgili kişilerdi. Saray kapısı
tarafındaki birinci ev Naziki Tekkesi şeyhinin
hanesiydi. Zamanla ve özellikle hanedanın Dolmabahçe
Sarayı'na taşınmasından sonra bu sosyal dokuda değişim
olmuş İstanbul’un orta sınıf tabakasından diğer aileler
de ev sayısı sınırlı olan bu iç sokağa yerleşmişlerdir.
Bunlara bir örnek, sokağın ortasında Ayasofya’nın
aşevlerinden eski kapısının tam karşısına gelen
Türkiye'nin 6. Cumhurbaşkanı Fahri Korutürk'ün doğduğu
evdir. Korutürk’ün babası Şura-yı Devlet azasıydı. Yokuş
başındaki sarnıç, tavanına yakın hizada toprak ve moloz
dolmuş durumdaydı ve oto tamir atölyesi olarak
kullanılıyordu.
20. yüzyılın başına kadar, sadece Soğukçeşme Sokağı'nda
değil, Ayasofya’nın arkasında ve hatta önündeki meydanda
da evler bulunmaktaydı. 20. yüzyıl başında artan trafik
nedeniyle meydanda bulunan evlerde ağır tahribatlar
olmuş ve bu evler yıkılmıştır. Fakat Soğukçeşme Sokağı
bu trafikten etkilenmediği için bugüne kadar muhafaza
edilebilmiştir. |